Kitaplara konu olan aşklar sms gibi kısa yazılara indirgendi

Kitaplara konu olan aşklar sms gibi kısa yazılara indirgendi

Farkıda mıyız bilinmez ama öyle oldu bile. Çok değil bundan 5 sene önce, böyle bir hikaye anlatmak mümkün değildi. Öte yandan teknoloji geliştikçe işin şekli de değişti! Daha önce annelerimizin Ayy evde kaldı bu kız biriyle tanıştıralım bunu! diye dertlere düşüp çöpçatanlığa kalkışmasına olabilecek bütün kaprisleri yaparken adı ‘Matchmaker’ yani bildiğin ‘çöpçatan’ olan sitelere üye olup tanımadığımız bilmediğimiz birileriyle görücü usulü tanışmaktan geri kalmıyoruz… Eskiden yonca.com du işin adresi. Şimdi telefonlarımızdaki aplikasyonlara indirgendi Beyaz atlı prensi bulma rehberi. Hepsinde sadece bir app indirip basit bir üyelikle giriyorsunuz aday adaylarının radarına. Böylece sanal ortamda start alıyor herşey. Haa diyelim ki orada başlamadınız. Yine sanal sanal ilerliyor bir şekilde. Onunla tamamen tesadüfen tanıştım. Ne telefonunu aldım ne de irtibat kurabileceğim bir başka yol vardı. Sadece adını biliyordum. Twitterdan buldum. Ekledim. Sonra da mesajlaşmaya başladık. Böyle başladı herşey! Sonrası yine mesajlarla gelişiyor. Hiç etrafınıza baktınız mı? Bakıp da o taze aşk sırasında telefonuna gülümseyenleri gördünüz mü mesaj yazarken? Eh görmediyseniz dikkat edin. Oturur oturmaz önce telefonunu koyan masanın üzerine sonra da arkadaşını dinler gibi yapıp. Hıı hııı eee aaa diyerek 3 dakikada bir telefonunun ekranına bakan o kız. Bir dijital aşık işte. Hayattaki en büyük mutluluğum iphoneda karşı taraf birşeyler yazarken ekranda beliren 3 nokta… Hepimiz için öyle değil mi biraz. Whatsup ın yazıyor ibaresini de sevmiyor muyuz eş oranda. Yatarken mesajı duyabileceğimiz en yakın yere konan telefonlar da dijital aşkın flört evresini beslemek için. Bir romans yaşanıyor tabii ki bu mesajlaşmalarda. Ama zamane’kuralları çerçevesinde hepsi zip file- sıkıştırılmış olarak. Seni Çok Seviyorum yerine SÇS yazıyoruz mesela. Belki bir zamanların kitaplara filmlere konu olan aşkları kadar yoğun. Ama aynısının hızlandırılmışı çerçevesinde. Aynı şekilde sonlar da dijital bir tavır taşıyor artık. Bu ilişki yürümüyor! GÖNDER tuşu. Tıpkı bilgisayarımızda yanlış yazdığımız bir kelimeyi silerken ya da telefonumuzda istemediğimiz bir fotoğrafı yok ederken yaptığımız gibi SİL tuşuna basıveriyoruz ayrılıklarda da. Ya da birisi bizi siliveriyor aynı şekilde. Sms veya Whatzup ayrılıkları o kadar popüler ki. Peki neden mesaj? İnsanlar konuşa konuşa anlaşırken hepimizin ilişkiyi birkaç kelimelik mesajlara indirgemesi normal mi. Mesajların önemli bir özelliğimi var. Vicdan azabınımı ortadan kaldırıyor. Ayrılık mesajını yazan kişi kalbini kırdığı kişinin yüzüne bakmak zorunda kalmıyor. Bu da ayrılığın yükünü hızlı bir şekilde atıp yeni bir başlangıç yapmasını kolaylaştırıyor. İlişkide terk edilen tarafa gelince. Her ne kadar nahoş bir deneyim olsa da bu da normal bir ayrılığa göre daha hızlı bir iyileşme süreci oluşturuyor. Zira mesajın soğuk sertliği beklentinin daha hızlı tükenmesine ve kapanışın daha çabuk yapılmasına yardımcı oluyor. Kalın ciltli kitapların konusu olan aşk birkaç satırlık mesajlara indirgenmiş oluyor. Peki buradan nereye doğru ilerleyeceğiz. Aseksüelleşecekmiyiz. Yol orası mı. Yoksa aşk ister sayfalarca ister iki satırla yine hayatın merkezinde kalmaya devam edecek mi?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir