Aylık arşivler: Ekim 2015

Nerdesin lan karı :))

Nerdesin lan karı :))

Merhaba sevgilim. Özledim. Ne zaman geleceksin. Tahminimce ben benden vazgeçmeden hayatıma giriceksin. Eskisi kadar hevesli değilim artık. Belki uzunca süredir karşılaşmadığımızdandır ama eski ateşime yeniden döndürebilirsin beni. Birbirimize gerçekten aşık olduğumuzu ve dünyadaki en güzel şeyleri oluşturup yaşayacağımızı umut ederek sana birkaç şey söylemek istiyorum. Sen o mükemmel kadınım yada nam-ı diğer aşk parçam olacaksın. Ama sevgili, Sabahları erken kalkmayı sevmem. Kalksam bile yatakta vakit geçirmeyi severim ben. Yatağın o sıcaklığını hissetmek için. Aceleyle yataktan kalkmayalım. Kalktık diyelim hemen kahvaltı yapmayalım. Birşeyler içelim önce sonra ben sana kahvaltı hazırlamakta yardım ederim. Arkadaşlarıma ön yargılı yaklaşma. Kırosu da var enteli de açık sözlüsü de var utangacı da. Onlara bir şans ver. Hepsinin tek bir ortak noktası olduğunu bilmeni isterim. Onlar güzel insanlar. Onlarla iyi geçinmen beni mutlu edicek. Bende seninkilere çok yakın olucam. Kıskanalım birbirimizi ama güvenelim çokça. Bilmeden küçük kavgalar yapalım. Kıyafetlerim, davranışlarım yada resimlerim kavga sebebi olsun. Ben seni mutsuz edecek şeylerden kaçınırım zaten. Bu yüzden kıskanma beni zincirleme. Hem kavga ettiğimizde barışmak için seni zorla öpebilirim, haberin olsun. Sıkılmayalım biz. Tazecik kalalım. Beni bir şeye doğru ateşle. Yaratmamı çabalamamı sağla. Yaptığım bir işte, senden bir parça olsun. Beraber yapalım. Hayaller kur. Küçük büyük olsun ama listeye yazman gerek. Bana yapamayacağın şeyler vaat etme. Ama yapamayacağın şeyleri anlat. Çocukları sev çok çocuk yapalım diye tutturma kitapları sev hatta duvarlara şiirler yazalım. Denizi sev lütfen denize girmeyi de sev. Ama sen henüz bu değilsen. Acele etme sevgilim. Öylece kal ben hazırım dediğinde gel. En doğru zamanda en doğru yerde en doğru kişilikte gel. Ama şunu bilki seni çok özledim. Seni hasretle öperim şimdiden. Geldiğinde başka şeylerde yaparız.

Özgürce sevişmek varken devlet kontrolünde sevişmek ve niçin evlenmek ister insan?

Özgürce sevişmek varken devlet kontrolünde sevişmek ve niçin evlenmek ister insan?

Aslında bu soruyu tek bir cümleyle de yanıtlamak mümkün. Doğal olmayan şeyleri sevmiyorum. Yine de bu yetersiz kalıyor. Çünkü şu an bu yazıyı yazdığım bilgisayar üzerime giydiğim giysiler hatta yediğim yemekler bile doğal değil. Çıplak gezip bilgisayar kullanmamayı tercih ederdim aslında ama bunlara cesaretim yok. Düzene ayak uydurmaya itiraz etmeye cesaretim var. Çünkü beni bu belki de en kötü etkileyecek olanlardan biri. Bunu kabullenmek pes etmek gibi… Giyinip gezmekten kat kat büyük. Seçeceğim mesleğe arkadaşlarıma konuşma tarzıma hemen her şeye karışıverip kendisini doğalmış gibi tanıtan insanların doğal olmadıklarının farkındayım. Farkında olmayan var mı? Evlenmemiz istenir. Çünkü sevgilerin birilerinin gözünde değeri yoktur. Düzen düzen düzen diye kudururlar bu insanlar. Düzen iyidir. Ne zaman ne yapıp ne yapamayacağını kestirmek sınırları çizilmiş bir dünyada yaşamak birilerinin işine gelir. Sıklıkla hatırladığımız en az 3 çocuk tavsiyesi bunun örneğidir. Buradan yola çıkarak neden evlenmemiz istendiğini kolaylıkla anlayabiliriz. Bu tip bir tavsiye veren kişi kendisinin sözünü dinleyen daha fazla insan üretmek için kullanır aileleri. Böylece kendisini destekleyen daha fazla insan elde edilmiş olur. Evlenmek için neler gerekir. Sevgi mi. Çevrenizde kaç kişi sevdiği kişiyle evleniyor. Bunca insanın hep birlikte yaşamak istediği insanı ortalama 20-25 yaşında bulabiliyor olması hiç mümkün gelmiyor bana. Bu mucizevi durumun erkekler için askerden gelince kadınlar ve erkekler içinse genellikle okul bittikten sonra olması da bir tesadüf olamaz herhalde. Maddi olarak bakıldığında da evlenen kişilerin durumlarının bu kadar paralelliğini de yapay bulmaktan kendimi alamıyorum. Bir de üstüne belediye başkanın bana verdiği yetki… ve evlenmenizde hiçbir sakınca görülmemiştir lafları var ki insan şaşırıp kalıyor. Çocukken yaptığım gibi kulaklarımı kapatıp aoaoaoaoao diye bağırarak koşmak istiyorum. Tüm bu garipliklere rağmen evliliğin hala normal görülmesi hayret verici. Evlilik kesinlikle Büyük bir trajedi. Aşkımızı bile kendine bağlamak isteyen bir güç var. Yo öyle ruhani bir güç değil. Göz önünde utanmazca hayatlarımıza aşklarımıza amlarımıza siklerimize burnunu sokma hakkını gören bir güç bu. Düğünle dernekle gücünü herkese göstermemizi isteyip bakın nasıl da sözüme geldiniz diyip bizi süslü püslü bebeklere çevirip göbek attıran bir güç. Tıpkı okullardan mezun olunca istediğim gibi eğitildiniz kutlaması yaptığı gibi. Birey olmamız değil rollerimizi iyice öğrenmemiz için çok ideal bir ortamdır aile evleri. Aile dendiğinde insanların aklına çocuk geliyor. Bu bahsettiğim gücün insanları insan üreticisinden olarak görmesi diye değerlendiriyorum. İnsanlar birey değil. Aileler sevgi üzerine kurulmuyor. Yaşlanınca yalnız kalmama isteği ile evlenmekten bahsedenler feci şekilde kendini kandırıyor. Birbirini seven iyi anlaşan birlikte yaşamaktan keyif alan iki insanın beraber yaşlanması için imzaya niçin gerek var? İkili insan ilişkilerini şirket ortaklığı yaparcasına imza atarak sabitlemek niçin gerekli? Birlikte yaşayabilmek için evlenmek gerekli değil. Çocuk yapmak için imza atmanız da hiç gerekli değil. Evlenmenin tersi sevgisizlik yalnızlık değildir. Hayatımızın sonuna kadar aynı kişiyi sevemeyeceğimiz anlamına gelmez evlenmemek. Aynı kişiyi ömür boyu ya da bir süre sevebiliriz ve bunun için bir yerlerden izin belgesi almamıza gerek olduğuna böyle körü körüne inanmak gerçekten şaşırtıyor. Hele bundan hiç rahatsız olmamak… Hatta evlenmemişliği kusur olarak görmek… Evlilik kurumlarında kadınlara kadınlık erkeklere erkeklik öğretilir. Siz aile hayatı yaşadığınızı sanırken birileri gelip sizin kişiliğinize kimliğinize hislerinize zevklerinize tecavüz eder. Sevgimi birilerinin sakınca görüp görmemesine bağlı olarak yaşamak istemiyorum.