Emre tarafından yazılmış tüm yazılar

Cumhuriyetimizin 96. yılı…

Ey şimdi süzgün, rüzgârlarda dalgalı;
Barışın güvercini, savaşın kartalı
Yüksek yerlerde açan çiçeğim.
Senin altında doğdum.
Senin altında öleceğim.

720 Yıllık devletimizin Cumhuriyet ile taçlandırılışının 96. yılında Gazi Mustafa Kemal Atatürk ‘e binlerce kez teşekkürler…

Ödün

Kendi doğrularımızı elbette kabul etmeyen insanlar olacaktır. Bizim doğrularımızı öcü olarak gösterip ayyuka çıkarmak isteyenlerde olacaktır. İşte o zaman sevdiğinizin en kötüsü siz olacaksınız. Başkalarına her türlü yanlışı yapabilirsiniz arkadaşlar. Ama kendinize yanlış yapmayın. O yanlışı asla kabul edemezsiniz. Kendinizden şaşmayın. Doğrularınızdan şaşmayın. Birisinin ne yazıkkisi olabilirsiniz sorun değil. Ama önce. Önce kendinizin iyikisi olun. Olmaya çalışın. En fazla pişman olursunuz. Ama pişkin olmayın. Mutlu olmak istiyorsanız. Önce ben deyin. Rica ile minnet ile ısrarla bu işler olmuyor.

Rüzgara karşı işeyen kovboy :)

Yalnızlıklara karışılmaz. O tek başınadır. Yalnız yalnızca yalnız bir kavramdır. Küçük bir çocukken dahi tüm herkes birlikte oynarken yalnız olan o kişi bir köşede sessizce oturup diğerlerini izler. Sık sık kendini keşfeder. Kendi kurduğu o müthiş hayal dünyasına sığınır. Büyüdüğünde sosyalleşemez. İnsanlarla kaynaşamaz. İnsanlara katılsada bir yanı tam olarakta orada değildir. O yalnızlığın kendisidir.

Yalnızlık o kişi için özlenilen yerdir. Tıpkı nefes egzersizi yapabileceği bi nefes odasıdır. Arada bir uğrar. Yapmacık, yalanları gördükçe yalnızlığını özler. Birilerinin varlığıyla geçmez. Birilerinin yalandan seni seviyorumuyla geçmez.

Bu durum yalnız olan kişinin daha küçük yaşlarda. Belkide bilinçsizce kendisini korumak için geliştirdiği bir kalkandır. Kalabalığa katılıp darbe yemektense. Ki her insan potansiyel olarak bi darbedir, kendi temiz dünyasında küçük bir prens gibi oradan izleyerek acısız bir şekilde zamanını geçirir. Ne zamana kadar mı ? Birini sevip o steril nefes odasından çıkana kadar 🙂

Eskinin sonu, Hasene başlangış

Önemsemeyen. İlgilenmeyen. Yalan söyleyen. Her şey için bitmek tükenmez bahanesi olan. Sözünü tutmayan. Kısaca hiçbir zaman size sevgi belirtisi göstermeyen insanları beklemeyin. Dinlemeyin. Umut etmeyin. Ve kendince aklınızda bahaneler üreterek gidip yalvarmayın.

Yapmayın !!! Bir insan istiyorsa. Sevdiği, hoşlandığı ve veya kaybetmek istemediği, kaybetmekten korktuğu kişi için her şeyi yapar. Değer verdiğini gösterir. İstemiyorsa bahane aramayın. İyi günler dileyin ve yolunuza devam edin. Kimseyi davranışı için sorumlu tutmayın. Hiçbir yetişkin bireyin karakterini değiştiremezsiniz. Ya karakterlidir ya karaktersiz. Unutmayın !!! Herkes kendisinden sorumlu.

Çiçeğin yaprağına…

Sıkıldım. Herkesten her şeyden. Bıraksalar düşeceğim şu kaldırımdan. Dokunduramadığım şeyler… Her yapılanı edileni doldurdum hunharca içime bu güne kadar. O kadar ağır geliyor ki inliyorum ağırlıktan. Öyle bir dönemdeyim işte… Bir başkası için.. Aile aşk arkadaş… Bir başkasının dertleriyle dertlenmekten kendimi unuttuğumu fark ettiğim bir zamandayım.. Kafamı duvarlara vurmam gereken sondayım… Düştüm… Nasıl kalkmadım bende bu dibe kadar battım… Kim, kimler attı beni buralara. Bu hallere masum şeyler getirdi beni. Yüzüne tükürülmez akranlar, Sevgisiz bir aşk, arkadaşlar getirdi beni bu sona. Bir boşluktu. Düştüm anca öyle gördüm… Kızım. Yavrum. Senin için her şey yaparım derdim. Derdim ama yapamazmışım. Doğurana nasıl diye utanmaz yüzüne küfür mü edeyim. Yoksa sana ne lan diye haklı cevap verecek bir adamımı arayayım. Her şeyi yapamazmışım kızım. Seni sevdiğim için. Sana sevgi verdiğim için özür dilerim. Bir şeyler ıslandı gözümde bugün. O suyla hayat verdi bir çiçeğe. Gözümde açtı… Bu hapis dünyamda tek gökyüzüm dün benim. Sevgilim. Kızım. Güneşim. Çiçeğimin yaprağı güneşim :)Elim kolum kanadım kırıldı kızım bugün. Senin için bir şey yapamadım. Senden çok özür dilerim kızım. Yolun bahtın açık olsun. Hayat seni üzmesin. Tırnağına zarar gelmesin kızım. Hoşça kal güzel kızım. Çok ama çok hoşça zamanlarla kal.

Kimiz ?

Hepimiz her zaman Adalet ve Eşitlik isteriz. Adalet tamam ama. Eşit olmak her zaman adilmidir?  ”Kimse sana özgürlük veremez kimse sana eşitlik veya adalet veya başka bir şey veremez.” Malcolm

Mekanın Cennet ‘ten başka biryer olmasın.

Çok uzun bir geceydi. Söndürdüğüm sigaranın hesabı yoktu o gece. Bu dünyadan göçüp gitmişti. Ağlamamın sonrasındaysa. Daha çok ağlamaya başladım. Ayrılmıştık. Yaratanla birlikteydi artık. Sevmişti. Biliyorum. Sevmenin ne demek olduğunu da bana öğretmişti. 

Hayat bana onunla 3 yıl yaşama imkanı verdiği için bonkör mü. Yoksa onu benden aldığı için zalim mi. Bilmiyorum. Özledim onu. Beni şimdi görüyorsa…  Beni görüyorsa oda benim için dua ediyordur… Hiç bir duamda eksik olmadın. Mekanın cennet olsun.

Kendini sev.

Kendini sev. Kişiliğini, Duruşunu, Doğrularını. Düşüncelerini en çokta. Çocukluğundan beri değişmeyen düşüncelerini. Kimliğin senin. Onlar seni var eden. Senin en büyük hazinen. Onu koru. Onu sev. Değiştirdiğin duruşun için kendinden af dile.

Çıkart onu. Gitsin artık. Azad et.

Galiba buna ihtiyacı olduğunu düşündüm :)

Başıma geldi bu. Gecenin saat dördünde acı acı çalan telefonu açtım. Numara bende kayıtlı değildi. Telefonun karşısındaki ağlamaklı ses “seni unutamadım, hala çok seviyorum bunu bil” diyordu. Sesi yabancı değildi ama tanıdık da değildi. Hüzünlü kadınların sesleri nedense hep aynı tınıyı veriyordu. Sustum, “orda mısın” dedi. Buradayım dedim. Nasıl olduğumu, görüşmeyeli neler yaptığımı sordu. Anlattım.

Evlendin mi? dedi tedirgin bir sesle. Hayır yalnızlığa alıştım dedim. Bir süre sustuk. Bana başka birinin adıyla hitap edince onu tanımadığımdan emin oldum ama konuşmaya devam ettim. Sanki bir zamanlar onu sevmişim gibi.

Kapatırken seni seviyorum dedi, “ben de”dedim. Neden bilmiyorum, galiba buna ihtiyacı olduğunu düşündüm. İç çekerek telefonu kapattı. sabaha kadar uyumadım.

Ekşisözlük / Gergin ATAMAN