Kategori arşivi: Hayat

Ne kadar bir süre ?

Ne kadar bir süre ?

İlişkimize bir süre ara verelim cümlesinin tercümesi, Senden iyisini bulursam ne ala. Bulamazsam sana geri dönerim “dir. Cemal SÜREYA

Kendinizden veyahut çevrenizden duyup tecrübe edindiğiniz Saçma ayrılık bahanelerini bildirirseniz sevinirim.

En nihayetinde aşk bir gerçektir.Sevmeniz ve sevilmeniz dileğiyle. E. KÜÇÜKBAĞ

Hazır Levla da vazgeçmişken :)

Hazır Levla da vazgeçmişken 🙂

Kendimi büyük değişimlerden geçerken görüyorum. Daha fazla şeylerle ilgileniyorum. Kendimi zamansız addetmeyi severim. Sonuçta ne kadar zamandır hayatta olduğun yada kaç yaşında olduğun değildir önemli olan. Kaç Kilometre yol yaptığın. Gerisinin amısına koyayım… 🙂

Hayatımda bol sevgi bol para yeterli zaman ve sonsuz bilgi diliyorum…

Herzamanda olmazki Kavak Yelleri

Herzamanda olmazki Kavak Yelleri

Başımdan geçen birşeyi anlatmak istiyorum. 4.Levent metro çıkışına yakın bir büfeye çakmak almak için girdim. Geçmişte yaşanmamışlıklar varya başımda kavak yelleri… Zaman ise herzamanki gibi benim geleceğin en büyük zenginlerinden biri olmam için
geçiyor gibime geliyordu. Geliyordu ama ben işten çok, evleneceğim kız acaba ne yapıyor gibi aptalca düşünmeyi tercih ediyordum. Ama itiraf edeyim, etraftaki değişimleri, geleceğin büyük adamı gözüyle de izliyordum. Eh, gözleme yeteneğin olacak. Olacakta çevrendeki bayanları görüp şairlik taslamayacaksın, aşık olmayacaksın. Öyle şeymi olur? Neyse konu dağıldı. Büfeden içeri girip çakmağımı alırken buralarda kontörlü telefon olup olmadığını soran bir kız vardı. Büfede telefon olmadığını öğrenince oldukça üzüldüğünü gördüm. İçimdeki yardımseverlik duyguları kabardı. Belirtmeliyim ki genellikle güzel bayanlara karşı her zaman yardımseverimdir 🙂 Kıza dönerek “benim telefonumla arama yapabilirsiniz” dedim. “Ah çok teşekkürederim” dedi. Sadece gülümsedim. Sonra oradan beraberce konuşarak çıktık. Yolda adını söyledi, Gülcan mış. Neyse biz böylece tanışmış olduk. Tam oradan ayrılacakken metronun girişinde beni durdurdu ve çakmağımı istedi. Çakmağımı ona verdim. Sigarasını yaktı. Ve ilk dumanını yukarı gökyüzüne doğru salıverdi. Tekrar sohbete başlamıştık. Kız beni çok etkilemişti. Bir içim su derler ya öyleydi. Tabii, beni çok etkilediği içinde bana öyle gelmiş olabilir. Neyse… Bu yardım severliğimin karşılığında kız bana gülümsemeye başladı. Artık çok samimi olmuştuk. Olmuştuk olmasına ama kıza da tutulmuştum. Ne yapmalıydım… Düşünüyordum ama bir türlü de karar veremiyordum. Şimdi kıza arkadaşlık teklif etsem, yardım etmemin karşılığında ondan faydalanmak istediğimi düşünebilirdi. Çok düşündüm bir karar veremedim. En sonunda ondan telefon numarasını istedim. Numarasını verdi. Eve gittiğimde yazışmaya başladık. Müzikholde çalışıyormuş. O geceden sonra birdaha cevap vermedi. Şimdi ne yapıyor bilmiyorum. Çevremde çok pişkin, yüzsüz, her şeyi çok rahat ifade edebilen biri olarak görülmeme rağmen aslında sevdiğine karşı aşkını ve duygularını ifadeden bile çekinen utangaç yapıda biri olarak sevgimi yazı ile belirtme ihtiyacı duydum.
Sana olan sevgimi hoş karşılaman dileğiyle…

Seni tanımayan biri….

Yanındakine kadeh kaldırır aklındakine içersin.

Yanındakine kadeh kaldırır aklındakine içersin.

Tesadüf bir kadının ismidir. Ben Şeyma der, ben Gözde, ben Neslihan der ama asıl adı tesadüftür onun. O tesadüflerin bazılarından sonra, hayatının bir daha asla eskisi gibi olmayacağını fark etmek lazım tabi. Gülüşleri güzeldir tesadüflerin. Fena alıştırır. Bir gün bir bakmışsın, 7/24, aklın onda. Karşısında çıplak bırakır. Seni senden iyi bilir, sen anlamazsın. Sonrası ne mi? Densizlik edersin. Kaybedersin. Ondan sonra başkasına tesadüf bile diyemezsin.Yani ondan sonra ancak yanındakine kadeh kaldırır aklında kine içersin.

Tecavüz bu coğrafyanın kaderi.

Tecavüz bu coğrafyanın kaderi.

Türkiyede hergün 3 kadın cinayete kurban gidiyor. Hergün ortalama 22 tecavüz ve taciz olayı yaşanıyor. Hergün ortalama 4 işçi kapitalist sisteme kurban veriliyor ve onlarcası patronların uygulamadığı ve devletin denetlemediği iş güvenliği yüzünden yaralanıyor veya sakat kalıyor. Tabi bu resmi kayıtlara göre olan bir rakam.

Özgecan cinayetinin ardından toplum birden tecavüz ve kadına şiddeti tartışır oldu. Bende kısa bir araştırma yapmak istedim. Bulduğum örnekleri yazımın sonunda paylaştım. O kadar çok din adamı tecavüz olayına karışmış ki insan dinden soğur. İçlerinden biri var ki kendini savunması çok ilginç. İmam kardeşine tecavüz ediyor. Kardeşi ablasına konuyu anlatıyor ancak, Ablasının tepkisi bu konuyu kimseye anlatmaması gerektiği, eyer bu olay duyulursa abilerinin işinden olacağı telkiniyle sınırlı kalıyor. Daha sonra kardeşi abisi hakkında şikayetçi olduğu zaman, imam bütün suçlamaları kabul ediyor ve kendini savunmaya başlıyor; GÖREVİMİN OLUŞTURDUĞU BASKIDAN DOLAYI BU OLAYI GERÇEKLEŞTİRDİM

İnsan düşünmeye başlıyor. Tecavüzlerde dinin rolü varmı ?

İslamla tanışmamış ülkeleri düşünün. Tecavüz, taciz oranları islam ülkelerine oranla çok düşük. Siz şimdi diyeceksiniz ki İslam ile tanışmayan insanda namus bilinci varmı ki ? Elbette var. Avrupa ülkelerinde yaşayan insanlar tek eşli değiller mi? Onlarda eşlerini kıskanmazlarmı. Namus kavramı tüm insanlıkta olmaz olurmu. Ancak İslam dini kadını ikinci plana attığından ve erkekleri kadınların sahipleri olarak gördüğünden dolayı kadınlar her zaman şiddete maruz bırakıldı. Kadın hep hor görüldü aldatıldı, doğar doğmaz diri diri toprağa gömülerek katledildi. Erkek eve geldi önüne yemeyi koyuldu. İş hayatında birşeyler ters gidince erkek sinirlendi eve geldiğinde acısını eşinden çocuklarından çıkardı. Erkek yolun ortasında kadını bıçakladı. Erkek kadını öldüresiye dövdü ama kadının anne babası sahip çıkmadı. İşin sonu hep kocanın evine dönmelisin oldu.

Bu coğrafyanın insanları mahalle ve din baskısından dolayı, yüyıllarca süre gelen savaşların bitmemesinden dolayı birşeylere hep aç kaldı. Karınları aç bırakıldı. Gülmeye aç bırakıldı. Nefes almaya aç bırakıldı. Okuma yazmaya aç bırakıldı. Hatta yeri geldi İbadet etmeye dahi aç bırakıldı. Elbette bu coğrafyanın insanları cinsellik konusunda da aç kaldı. Bakire olmayan kadın gerdek gecesi kansız çarşaf sebebine babasının evine katliama gönderildi. Tabi bu çarşaf geleneğinin ne kadar namussuzluk olduğu ayrı bir tartışma konusu. Bu coğrafyanın insanları bakireliğe hep taptı. Kadının istekleri ayıp sayıldı. Erkeklerin istekleri hep utana sıkıla gizlice para karşılığında bastırtıldı. Onca yaşanan utanç tablolarında dinin rolü yokmuydu ?

*Akçaabat İmam Hatip Lisesi’nde yaşanan tecavüz skandalı gündeme bomba gibi düştü. Öğrencisine tecavüz eden Öğretmen bir de utanmadan “Muta Nikahı yapayım” dediği ortaya çıktı.
*Erzurum’da kız kardeşine tecavüz ettiği iddiasıyla yargılanan imam için 18 yıl hapis cezası istendi. İmam birçok kez birlikte olduğu kardeşinin ‘ses çıkarmadığını’ söyledi
* Kars’ın bir köyünde 28 yaşındaki imam A.B. ve 25 yaşındaki M.B., Erzurum’un Yakutile İlçesi’nde oturan kız kardeşleri 21 yaşındaki H.B.’ye tecavüz ettikleri iddiasıyla tutuklandı. İki kardeşe para vererek ilişkiye giren iki kişi daha cezaevine gönderildi.
* Bilecik’in Söğüt ilçesine bağlı Küre Beldesi’nde cami imamı 24 yaşındaki İ.C., 15 yaşındaki zihinsel engelli M.Y. adlı erkek çocuğa tecavüz ettiği iddiasıyla tutuklandı.
* Gazimağusa’da büyük infial yaratan olayda 66 yaşındaki İmam Kazğan, uzun süre cinsel tacizde bulunduğu 14 yaşındaki kız çocuğuna para vermek için ‘öpücük şartı koydu’, bununla yetinmeyip tecavüz etti.

Kitaplara konu olan aşklar sms gibi kısa yazılara indirgendi

Kitaplara konu olan aşklar sms gibi kısa yazılara indirgendi

Farkıda mıyız bilinmez ama öyle oldu bile. Çok değil bundan 5 sene önce, böyle bir hikaye anlatmak mümkün değildi. Öte yandan teknoloji geliştikçe işin şekli de değişti! Daha önce annelerimizin Ayy evde kaldı bu kız biriyle tanıştıralım bunu! diye dertlere düşüp çöpçatanlığa kalkışmasına olabilecek bütün kaprisleri yaparken adı ‘Matchmaker’ yani bildiğin ‘çöpçatan’ olan sitelere üye olup tanımadığımız bilmediğimiz birileriyle görücü usulü tanışmaktan geri kalmıyoruz… Eskiden yonca.com du işin adresi. Şimdi telefonlarımızdaki aplikasyonlara indirgendi Beyaz atlı prensi bulma rehberi. Hepsinde sadece bir app indirip basit bir üyelikle giriyorsunuz aday adaylarının radarına. Böylece sanal ortamda start alıyor herşey. Haa diyelim ki orada başlamadınız. Yine sanal sanal ilerliyor bir şekilde. Onunla tamamen tesadüfen tanıştım. Ne telefonunu aldım ne de irtibat kurabileceğim bir başka yol vardı. Sadece adını biliyordum. Twitterdan buldum. Ekledim. Sonra da mesajlaşmaya başladık. Böyle başladı herşey! Sonrası yine mesajlarla gelişiyor. Hiç etrafınıza baktınız mı? Bakıp da o taze aşk sırasında telefonuna gülümseyenleri gördünüz mü mesaj yazarken? Eh görmediyseniz dikkat edin. Oturur oturmaz önce telefonunu koyan masanın üzerine sonra da arkadaşını dinler gibi yapıp. Hıı hııı eee aaa diyerek 3 dakikada bir telefonunun ekranına bakan o kız. Bir dijital aşık işte. Hayattaki en büyük mutluluğum iphoneda karşı taraf birşeyler yazarken ekranda beliren 3 nokta… Hepimiz için öyle değil mi biraz. Whatsup ın yazıyor ibaresini de sevmiyor muyuz eş oranda. Yatarken mesajı duyabileceğimiz en yakın yere konan telefonlar da dijital aşkın flört evresini beslemek için. Bir romans yaşanıyor tabii ki bu mesajlaşmalarda. Ama zamane’kuralları çerçevesinde hepsi zip file- sıkıştırılmış olarak. Seni Çok Seviyorum yerine SÇS yazıyoruz mesela. Belki bir zamanların kitaplara filmlere konu olan aşkları kadar yoğun. Ama aynısının hızlandırılmışı çerçevesinde. Aynı şekilde sonlar da dijital bir tavır taşıyor artık. Bu ilişki yürümüyor! GÖNDER tuşu. Tıpkı bilgisayarımızda yanlış yazdığımız bir kelimeyi silerken ya da telefonumuzda istemediğimiz bir fotoğrafı yok ederken yaptığımız gibi SİL tuşuna basıveriyoruz ayrılıklarda da. Ya da birisi bizi siliveriyor aynı şekilde. Sms veya Whatzup ayrılıkları o kadar popüler ki. Peki neden mesaj? İnsanlar konuşa konuşa anlaşırken hepimizin ilişkiyi birkaç kelimelik mesajlara indirgemesi normal mi. Mesajların önemli bir özelliğimi var. Vicdan azabınımı ortadan kaldırıyor. Ayrılık mesajını yazan kişi kalbini kırdığı kişinin yüzüne bakmak zorunda kalmıyor. Bu da ayrılığın yükünü hızlı bir şekilde atıp yeni bir başlangıç yapmasını kolaylaştırıyor. İlişkide terk edilen tarafa gelince. Her ne kadar nahoş bir deneyim olsa da bu da normal bir ayrılığa göre daha hızlı bir iyileşme süreci oluşturuyor. Zira mesajın soğuk sertliği beklentinin daha hızlı tükenmesine ve kapanışın daha çabuk yapılmasına yardımcı oluyor. Kalın ciltli kitapların konusu olan aşk birkaç satırlık mesajlara indirgenmiş oluyor. Peki buradan nereye doğru ilerleyeceğiz. Aseksüelleşecekmiyiz. Yol orası mı. Yoksa aşk ister sayfalarca ister iki satırla yine hayatın merkezinde kalmaya devam edecek mi?