Galiba buna ihtiyacı olduğunu düşündüm :)

Başıma geldi bu. Gecenin saat dördünde acı acı çalan telefonu açtım. Numara bende kayıtlı değildi. Telefonun karşısındaki ağlamaklı ses “seni unutamadım, hala çok seviyorum bunu bil” diyordu. Sesi yabancı değildi ama tanıdık da değildi. Hüzünlü kadınların sesleri nedense hep aynı tınıyı veriyordu. Sustum, “orda mısın” dedi. Buradayım dedim. Nasıl olduğumu, görüşmeyeli neler yaptığımı sordu. Anlattım.

Evlendin mi? dedi tedirgin bir sesle. Hayır yalnızlığa alıştım dedim. Bir süre sustuk. Bana başka birinin adıyla hitap edince onu tanımadığımdan emin oldum ama konuşmaya devam ettim. Sanki bir zamanlar onu sevmişim gibi.

Kapatırken seni seviyorum dedi, “ben de”dedim. Neden bilmiyorum, galiba buna ihtiyacı olduğunu düşündüm. İç çekerek telefonu kapattı. sabaha kadar uyumadım.

Ekşisözlük / Gergin ATAMAN

Değmedi..

Zianna Oliphant … O çocuğun mikrofonun başına geldiği ilk andan beri gülümsemesi gerekiyordu. Güç herhangi bir kişiye ait bir olgu değil. Güç tüm insanlar arasında paylaşılabilir birşey. Sürekli kendini geliştiren yenileyen insan ırkı bu konuda da kendini yenilemesi gerekiyor.

Bu çocuğun anne babasını kaybetmesi. Bunun karşılığı ne olabilir bu evrende? Birinin gözyaşlarını akıtmasının karşılığı ne olabilir? Siyah olduğu içinmi acı çekmesi gerekir? Kürt olduğu içinmi dışlanması gerekir? Yada müslüman olduğu içinmi terörist yobaz olarak görmeliyiz insanları? Hangi güç yada para bir kız çocuğunun yetim öksüz kalması için yeterli ?

Bu dünyada koca bir kıta açlığa terk edildi. Koca kıta işgencelerle, yağmalarla, sömürülerle yalnızlığa itildi. Bunları yapanlar şimdi hayatta değil. Değermiydi ?

Yıl 2114. Yapay zekanın ekonomiyi değiştirmesi…

Bugün size bir fikrimden bahsedeceğim. Geleceğin ekonomisi nasıl olacak ? Hiç düşündünüz mü ? Türkiye ‘de bu konu konuşulmuyor. Fakat dünyada artık gelecekte ne olacağı tartışılıyor. Gelecekte dünyada mı yaşayacağız ? Gelecekte robotlar bizi yönetecekler mi ? Yoksa uzun dönemde hepimiz ölü olacağız. Düşünmeye gerek yok mu? Merhabalar Keynes 🙂 Keynes bile uzun dönemde hepimiz ölü olacağız demiş. Fakat şu anda 3. sınıf muamele gören dünya ülkelerinin başına bela olan Dünya Bankası ve İmf’nin temelini atmıştır. Bu fikri geleceğin ekonomisinin düzenli büyüyebilmesi için önemliydi. Yani Keynes dahi geleceği düşünüyordu.

Bugün size bilim kurgu filmi gibi gelecek bir fikrimden bahsedeceğim. Yazıma 2114 yılındaymış gibi başlayacağım. Neden 2114 diye sormayın. Benim önemsediğim bir olgunun 100. yıldönümü 🙂 Yazıda geçen herşey ise hayal ürünü…

Yıl 2114. Dünyada artık sınır kavramı yok. Ulus devlet yapıları yıkıldı. Dünya devleti diye bir yapı var. Milliyetçilik bitmiş tükenmiş ve tüm insanlar sadece insan… Robotlar ilk olarak fabrikalarda çalışıyordu. Zaman geçtikçe insanlar tembelleşti. Bununsonucunda robotlar her yerde çalışmaya başladı. Hakimlik, polislik, doktorluk, bankacılık, vb. Aklınıza gelebilecek tüm işlerde. İnsanlar düşündüler. Robotlar her yer de çalışıyorlardı ve hiç bir ücretistemiyorlardı. Bütün herşeyi artık robotlara bıraktılar. İşte olay bundan sonra başlıyor. İnsanlar işe gitmiyor. Heryerde robotlar çalışıyor. Robotlara bunun karşılığında sadece enerji veriliyor. Benim hayalimde robotlar dünyayı ele geçirmiyor. Tabi sorular birikmeye başlıyor. Gelir dağılımı nasıl olacak ? Tüketim harcamaları nereye entegre edilecek ? Mülkiyet kavramı nasıl olacak ? Yatırımları kimler yapacak? Bu kadar boşta insan ne yapacak ? Faiz oranları nasıl belirlenecek ? Enflasyona ne alacak? Her şeyin ütopik olduğu yerde sizde bilirsinizki cevaplarda ütopya olacaktır.

En önemli konulardan biri mülkiyet konusu. Çünkü her yerde robotlar çalışıyor. Bütün işleri robotlar yapıyor. Robotların olduğu düzende mülkiyet yapısı nasıl olabilir ? Şirketlerin ve fabrikaların mülkiyeti kimin olacak? Bütün heryerde robotlar çalışınca mülkiyetin ortak olması gerekmezmi? Çünkü maliyetler azalıyor. Doğal olarak fabrika sahipleride aşırı oranda zenginleşecektir. İnsanların çalışmadan geçimini sağlaması imkansız. Bu yüzden mülkiyetin ortak olması gerektiğini düşünüyorum. Ama bu sistemin kominizim şeklinde olacağını düşünmüyorum. Çünkü kominizim herkesin eşit olduğunu söyleyen bir yapıya sahip. Eminim Karl Marx 2114 yılında robotları rızası olmadan çalıştırmamı eleştirirdi. Roobotlarında hakları var diye bangır bangır bağırırdı 🙂 Karl Marx ‘ı sevgiyle anıyorum…
Mülkiyet ortak. Kimsenin çalışmadığı yerde gelir bölüşümü farklı olacaktır. Bence gelir paylaşımı kişi başına düşen GSYH göre hesaplanmalı. Kişi başına düşen GSYH bugüne kadar hep havada kaldı. Gelecekte uygulanabilir. Bu fikrime sevinen insan çok olacaktır. Bir kesim insansa çok sinirlenecektir 🙂 Bazı insanlar hiç çalışmadan gelir elde edecektir. Şu andaki zenginlerin ise hiç çalışmadan elde ettiği valıkları azalacaktır.

Mesela 2114 yılında. Ekonomide yıllık GSYH 1.000.000(E) olsun. Yeni dünya parasının simgesini (E) yaptım 🙂 Dünyada da 100.000 insanın olduğunu varsayalım.

GSYH/Nüfus = 1.000.000(E) / 100.000 = 10(E). Kişi başına 8(E) düşecektir.

Herkese 8(E)dağıtılacaktır. Neden 10(E) değilde 8(E) dağıtıldığını faiz kısmında göstereceğim. Ben gelecekte faizin olacağına inanmıyorum. Benim gelecekteki düşüncemde bankalar paraları saklamak için sadece kasa görevi yüklenecektir. Mevduat ve kredi gibi bir olaylar olmayacaktır. Şimdi diyeceksiniz ki mevduat olmadan tasarruf nasıl olacak ? Tasarruf olmadan yatırım nasıl olacak? Bugünün şartlarında düşünürsek bu işin içinden çıkamayız.Bugün tasarrufu biz insanlar yapıyoruz. Ama gelecekte reel sektör yapacak. Örnek vermeye çalışayım. İnsanlar tüketim yapmaya devam etmek zorundadır. Bu tüketim sonucunda GSYH da tüketim giderleri oluşmak zorundadır.  İnsanlara 10(E) değilde 8(E) vermiştim. İşte burada kalan 2(E) reel sektörün tasarrufu olacak. Reel sektör bu para ile yatırım yapacak. Ar-Ge. Bilimsel araştırma. Sanatsal aktiviteler için para buradan harcanacak.

Peki yatırımlar nasıl yapılacak ? Yatırımlara kim karar verecek ? Önemli olan yatırımlara kimin karar verecek olması. Hangi bölüme ve nereye yatırım yapılması gerektiğini kim belirleyecek ? İnsan her zaman yönetilmeye ihtiyaç duyar. İnsanlık tarihi boyunca hep böyleydi. Benim hayalimdeki gelecekte yöneticide yok. İnsanların tüketim giderlerine bakılacak. Ar-Ge çalışmalarına göre yatırımlar belirlenecek. İçinden çıkılamayan konularda ise kuantum bilgisayarlar geliştiğinden dolayı onun yardımı ile ortak bir karara bağlanacaktır.

Referandum gibi demokratik olgular burada geleceğe zarar verir diye düşünüyorum.
Yöneticisi olmayan toplum. Korkunç geliyor olabilir. Bizlere hep yöneticisi olmayan toplum olmaz. Kargaşa çıkar. Kaosa sürükleniriz diye direttiler. Düzenin bozulacağını söylediler. Ama benim sistemimde yapay zeka ile çalışan robotlar var. Robotların duygusu yoktur. Her şey adil olacak. Robotlar rüşvet yemez. Robotlar duygusal yaklaşamaz. Kural ne ise onu uygular. Her şeyin düzgün işlediği ortamda yönetici olması çok gereksiz. İnsanlar kibirli canlılardır. Gücü ellerine aldıklarında kendilerini kaybederler. Her şeyi kendi çıkarları doğrultusunda kullanırlar. Ama yok biz korkarız derseniz de bu geleceği yazan ben yönetime talip olurum. 123 Yaşımda 🙂

Robotların olduğu sistemde maliyetler düşük olacaktır. Mal fiyatlarınında düşük olacağına inanıyorum. Enflasyon ise ya sıfır olur. Yada sıfıra yakın bir rakam olur. Kesinlikle çift haneli bir rakam göremeyiz. Mal fiyatlarıda talebe ve malın çeşitliliğine göre değişir. Yani mutlaka serbest piyasa ekonomisi kendini gösterecektir. Turgut ÖZAL ‘ı da serbest piyasa ekonomisini ülkemizde geliştirdiği ve sağladığı yatırımlar için minnetle anıyorum. Dünyanın ilk yazılımını yazan Liderin obama değil, Rahmetli Cumhurbaşkanımız Turgut ÖZAL olduğunuda belirtmek istiyorum. Farkındaysanız obama ‘nın baş harfinide küçük yazdım. Kapitalizmin ağa babası. İnsanlığın başbelası amerika. Saygı duyamıyorum. Saygılı olamıyorum…

Neyse konuyu dağıtıyordum az kalsın yine 🙂
Herkes eşit olacak demiştim. Bu yüzden gelir vergiside almıyorum. Almaya gerek yok. Robotların olduğu sistemde hizmet üzerinden vergi almakta olmaz. Belki tüketim ürünlerine göre vergi alınabilir. Ama bu konuyuda tartışmaya açık bırakıyorum. Yani emin değilim. Gelecekteki durumlarımıza göre vergiye ayar verilebilir. Peki bu kadar işsiz güçsüz insan ne yapacak ? İnsanlar boşta kalmış gibi görünüyor. Ancak ben farklı düşünüyorum. İnsanlar doğduktan bir süre sonra eğitim hayatına başlayacaktır. Aldıkları kaliteli eğitim bireyleri yeteneklerine göre farklı alanlara yönlendirecektir. Bazı insanlar bilime. Bazıları sanata. Bazıları ise spora. İşin içinde para olmadığı için insanların sevdikleri ve istedikleri bölümlere yöneleceğini düşünüyorum. Ressam olmak isteyen kişi geçim sıkıntısını dert etmeden ressam olabilir. Ya da doktorluğu iyi para var deyip seçmek yerine gerçekten istediği için seçebilir. Şimdi siz sorabilirsiniz. Parasını harcayıp bitiren insanlar ne yapacak. Mevduat ile birlikte kredi olgusunuda bitirdin. Nasıl kaynak bulacak bu insanlar diye sorabilirsiniz. Ya da parasını biriktirip gösteriş için harcayan insanların toplum içindeki yeri nasıl olacak diye sorabilirsiniz. İnsanın olduğu heryerde sorunlarda vardır. Sorun olmaması imkansızdır. Bu kadar toz pembe bir gelecek olabilir mi ? İnsan hayalleri ile var olur. Bu benim fikrim. Aslında dahada geliştirilebilir. Havadan para gelen insanlar çalışmaz. Doğru bir söz. Ama insanlara para için değilde. Mutluluk için yaşamayı aşılarsak daha farklı olabilir.

Şu anda kapitalist gelir dağılımına baktığımızda yeryüzündeki tüm paraların yarısını nüfusun %1 oranındaki zenginler paylaşıyor. Diğer yarısını ise nüfusun %99u kendi arasında paylaşıyor. Benim gelecekteki düşüncemde fakir yok. Herkes eşit. Benim düşündüğüm gelecekte gelir adaletli. Sanırım tek çaremiz yapay zeka…

Senden bana yar olmaz..

Bende biliyorum bana yar olmayacağını. Gariban sevgisi lan bizimkisi. Çömez kaldık. Ezik ve bir o kadar sönük. Bazen isyan edesim geliyor. Bağırıp çağırasım herşeye! Ama başına üşüşüyorlar zebani gibi o zamanda. Bir o taraftan bir bu taraftan saldırıyorlar. Sus diyorlar. Sus! Boyun eğiyoruz işte… Ama içimdeki o sese ve sevgiye boyun eğemiyorum. Bir ona boyun eğemiyorum…

Evet abiler. Sanırım yine başlıyor benim isyanım. Yine önemsiyormuş gibi yaparak bağladı beni kendine. Her bir sözünde dünyaları yakacak kadar yüreğim alevlendi. Ama gelin görün ki çantada keklik misali bir hal benim ki. Çantada keklik gibi olduğumu bildiğim halde… Ne yapayım. Susuyorum ve en güzel keklik gibi ötüyorum. Bel ki döner bakar diye. Bıraktığı o kafese 🙂