Zaman ?

Zaman nedir ki ? Zaman bana şunu yaptı. Zaman bana bunu yaptı. Zaman acımasız davrandı. Peki ya zamanın getirdikleri ? Bizden aldığı her şeyin yerine bize başka bir şey bırakıp gidiyor bizlerden. Ben çok kez denedim benden alıp götürdükleri şeyler için direnebilmeyi. Artık fark ettim. Karşı koyamıyorum. Ben artık zamana karşı… Ona karşı orta parmaklarımı kaldırıp şöyle söylemek istiyorum. İstediğin herkesi her şeyi alabilirsin benden. Ama aldığın her şey için bir şey bırakacaksın.

8 Mart Dünya Kadınlar Günü

Cengizhan ın soyundan gelmeyen kimse han ünvanını kullanamazmış. Atamız Timur bu yüzden hiçbir zaman han ünvanını kullanamamıştır. Kurduğu Timur devletinin başına ise Cengizhan ın soyundan birini devletin yöneticisi olarak koymuştur. Kendisi ise sadece emir ünvanını kullanmıştır. Han ünvanını kullanamasada, devletin başında olamasada timur herşeydir. Timur devletin ta kendisidir.

Fakat Cengiz han bir gün etrafındakilere eşini göstererek şöyle demiştir. Ben sizin Han ‘ınızım. Buda benim han ‘ım… Hanım kelimesi dilimize böylece yerleşmiş olur. Cengiz han ‘ın soyundan gelmediği için han ünvanını kullanamayan Atamız Timur ‘a rağmen biz Türkler eşlerimize han ‘ımımız demişiz. Bedevi kültürünü benimseyen bir güruh hariç, Türk kültüründe Kadın her zaman baş üstündedir. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü KADIN olma onur ve gururunu taşıyabilen tüm kadınlarımıza kutlu olsun.

Mekanın Cennet ‘ten başka biryer olmasın.

Çok uzun bir geceydi. Söndürdüğüm sigaranın hesabı yoktu o gece. Bu dünyadan göçüp gitmişti. Ağlamamın sonrasındaysa. Daha çok ağlamaya başladım. Ayrılmıştık. Yaratanla birlikteydi artık. Sevmişti. Biliyorum. Sevmenin ne demek olduğunu da bana öğretmişti. 

Hayat bana onunla 3 yıl yaşama imkanı verdiği için bonkör mü. Yoksa onu benden aldığı için zalim mi. Bilmiyorum. Özledim onu. Beni şimdi görüyorsa…  Beni görüyorsa oda benim için dua ediyordur… Hiç bir duamda eksik olmadın. Mekanın cennet olsun.

Nerdesin lan karı :))

Nerdesin lan karı :))

Merhaba sevgilim. Özledim. Ne zaman geleceksin. Tahminimce ben benden vazgeçmeden hayatıma giriceksin. Eskisi kadar hevesli değilim artık. Belki uzunca süredir karşılaşmadığımızdandır ama eski ateşime yeniden döndürebilirsin beni. Birbirimize gerçekten aşık olduğumuzu ve dünyadaki en güzel şeyleri oluşturup yaşayacağımızı umut ederek sana birkaç şey söylemek istiyorum. Sen o mükemmel kadınım yada nam-ı diğer aşk parçam olacaksın. Ama sevgili, Sabahları erken kalkmayı sevmem. Kalksam bile yatakta vakit geçirmeyi severim ben. Yatağın o sıcaklığını hissetmek için. Aceleyle yataktan kalkmayalım. Kalktık diyelim hemen kahvaltı yapmayalım. Birşeyler içelim önce sonra ben sana kahvaltı hazırlamakta yardım ederim. Arkadaşlarıma ön yargılı yaklaşma. Kırosu da var enteli de açık sözlüsü de var utangacı da. Onlara bir şans ver. Hepsinin tek bir ortak noktası olduğunu bilmeni isterim. Onlar güzel insanlar. Onlarla iyi geçinmen beni mutlu edicek. Bende seninkilere çok yakın olucam. Kıskanalım birbirimizi ama güvenelim çokça. Bilmeden küçük kavgalar yapalım. Kıyafetlerim, davranışlarım yada resimlerim kavga sebebi olsun. Ben seni mutsuz edecek şeylerden kaçınırım zaten. Bu yüzden kıskanma beni zincirleme. Hem kavga ettiğimizde barışmak için seni zorla öpebilirim, haberin olsun. Sıkılmayalım biz. Tazecik kalalım. Beni bir şeye doğru ateşle. Yaratmamı çabalamamı sağla. Yaptığım bir işte, senden bir parça olsun. Beraber yapalım. Hayaller kur. Küçük büyük olsun ama listeye yazman gerek. Bana yapamayacağın şeyler vaat etme. Ama yapamayacağın şeyleri anlat. Çocukları sev çok çocuk yapalım diye tutturma kitapları sev hatta duvarlara şiirler yazalım. Denizi sev lütfen denize girmeyi de sev. Ama sen henüz bu değilsen. Acele etme sevgilim. Öylece kal ben hazırım dediğinde gel. En doğru zamanda en doğru yerde en doğru kişilikte gel. Ama şunu bilki seni çok özledim. Seni hasretle öperim şimdiden. Geldiğinde başka şeylerde yaparız.

Özgürce sevişmek varken devlet kontrolünde sevişmek ve niçin evlenmek ister insan?

Özgürce sevişmek varken devlet kontrolünde sevişmek ve niçin evlenmek ister insan?

Aslında bu soruyu tek bir cümleyle de yanıtlamak mümkün. Doğal olmayan şeyleri sevmiyorum. Yine de bu yetersiz kalıyor. Çünkü şu an bu yazıyı yazdığım bilgisayar üzerime giydiğim giysiler hatta yediğim yemekler bile doğal değil. Çıplak gezip bilgisayar kullanmamayı tercih ederdim aslında ama bunlara cesaretim yok. Düzene ayak uydurmaya itiraz etmeye cesaretim var. Çünkü beni bu belki de en kötü etkileyecek olanlardan biri. Bunu kabullenmek pes etmek gibi… Giyinip gezmekten kat kat büyük. Seçeceğim mesleğe arkadaşlarıma konuşma tarzıma hemen her şeye karışıverip kendisini doğalmış gibi tanıtan insanların doğal olmadıklarının farkındayım. Farkında olmayan var mı? Evlenmemiz istenir. Çünkü sevgilerin birilerinin gözünde değeri yoktur. Düzen düzen düzen diye kudururlar bu insanlar. Düzen iyidir. Ne zaman ne yapıp ne yapamayacağını kestirmek sınırları çizilmiş bir dünyada yaşamak birilerinin işine gelir. Sıklıkla hatırladığımız en az 3 çocuk tavsiyesi bunun örneğidir. Buradan yola çıkarak neden evlenmemiz istendiğini kolaylıkla anlayabiliriz. Bu tip bir tavsiye veren kişi kendisinin sözünü dinleyen daha fazla insan üretmek için kullanır aileleri. Böylece kendisini destekleyen daha fazla insan elde edilmiş olur. Evlenmek için neler gerekir. Sevgi mi. Çevrenizde kaç kişi sevdiği kişiyle evleniyor. Bunca insanın hep birlikte yaşamak istediği insanı ortalama 20-25 yaşında bulabiliyor olması hiç mümkün gelmiyor bana. Bu mucizevi durumun erkekler için askerden gelince kadınlar ve erkekler içinse genellikle okul bittikten sonra olması da bir tesadüf olamaz herhalde. Maddi olarak bakıldığında da evlenen kişilerin durumlarının bu kadar paralelliğini de yapay bulmaktan kendimi alamıyorum. Bir de üstüne belediye başkanın bana verdiği yetki… ve evlenmenizde hiçbir sakınca görülmemiştir lafları var ki insan şaşırıp kalıyor. Çocukken yaptığım gibi kulaklarımı kapatıp aoaoaoaoao diye bağırarak koşmak istiyorum. Tüm bu garipliklere rağmen evliliğin hala normal görülmesi hayret verici. Evlilik kesinlikle Büyük bir trajedi. Aşkımızı bile kendine bağlamak isteyen bir güç var. Yo öyle ruhani bir güç değil. Göz önünde utanmazca hayatlarımıza aşklarımıza amlarımıza siklerimize burnunu sokma hakkını gören bir güç bu. Düğünle dernekle gücünü herkese göstermemizi isteyip bakın nasıl da sözüme geldiniz diyip bizi süslü püslü bebeklere çevirip göbek attıran bir güç. Tıpkı okullardan mezun olunca istediğim gibi eğitildiniz kutlaması yaptığı gibi. Birey olmamız değil rollerimizi iyice öğrenmemiz için çok ideal bir ortamdır aile evleri. Aile dendiğinde insanların aklına çocuk geliyor. Bu bahsettiğim gücün insanları insan üreticisinden olarak görmesi diye değerlendiriyorum. İnsanlar birey değil. Aileler sevgi üzerine kurulmuyor. Yaşlanınca yalnız kalmama isteği ile evlenmekten bahsedenler feci şekilde kendini kandırıyor. Birbirini seven iyi anlaşan birlikte yaşamaktan keyif alan iki insanın beraber yaşlanması için imzaya niçin gerek var? İkili insan ilişkilerini şirket ortaklığı yaparcasına imza atarak sabitlemek niçin gerekli? Birlikte yaşayabilmek için evlenmek gerekli değil. Çocuk yapmak için imza atmanız da hiç gerekli değil. Evlenmenin tersi sevgisizlik yalnızlık değildir. Hayatımızın sonuna kadar aynı kişiyi sevemeyeceğimiz anlamına gelmez evlenmemek. Aynı kişiyi ömür boyu ya da bir süre sevebiliriz ve bunun için bir yerlerden izin belgesi almamıza gerek olduğuna böyle körü körüne inanmak gerçekten şaşırtıyor. Hele bundan hiç rahatsız olmamak… Hatta evlenmemişliği kusur olarak görmek… Evlilik kurumlarında kadınlara kadınlık erkeklere erkeklik öğretilir. Siz aile hayatı yaşadığınızı sanırken birileri gelip sizin kişiliğinize kimliğinize hislerinize zevklerinize tecavüz eder. Sevgimi birilerinin sakınca görüp görmemesine bağlı olarak yaşamak istemiyorum.

Ne kadar bir süre ?

Ne kadar bir süre ?

İlişkimize bir süre ara verelim cümlesinin tercümesi, Senden iyisini bulursam ne ala. Bulamazsam sana geri dönerim “dir. Cemal SÜREYA

Kendinizden veyahut çevrenizden duyup tecrübe edindiğiniz Saçma ayrılık bahanelerini bildirirseniz sevinirim.

En nihayetinde aşk bir gerçektir.Sevmeniz ve sevilmeniz dileğiyle. E. KÜÇÜKBAĞ

Hazır Levla da vazgeçmişken :)

Hazır Levla da vazgeçmişken 🙂

Kendimi büyük değişimlerden geçerken görüyorum. Daha fazla şeylerle ilgileniyorum. Kendimi zamansız addetmeyi severim. Sonuçta ne kadar zamandır hayatta olduğun yada kaç yaşında olduğun değildir önemli olan. Kaç Kilometre yol yaptığın. Gerisinin amısına koyayım… 🙂

Hayatımda bol sevgi bol para yeterli zaman ve sonsuz bilgi diliyorum…

Antideprasan kullanan herifi kadın boşar arkadaş.

Antideprasan kullanan herifi kadın boşar arkadaş.

Antidepresanın yarattığı etkiyi merak mı ediyorsun? Bir uyuşma mallaşma ama tam olarak nasıl bir şey? Ben sarhoş olduğumda yüzüm kıpkırmızı oluyor ve aynadan kendime bakıp yüzüme dokunduğum zaman yüzümün bir tabakaya kadar hissetmediğimi fark ediyorum. Sanki alkol bütün damarlarıma bir anda işliyor. Kendimi tokatladığımdada normaldeki kadar bir acı hissetmiyorum. işte buna benzer bir açıklama yapsam antidepresan etkisini sanırım yeterli olur. Ha bir de kullandığınız antideprasana göre değişir. ama bir gerçek var ki bok gibi bir şey. Ben askerdeyken kullandım. Devamlı uykun var ve uyuyamıyorsun. Cinsel yönden de sıkıntı çıkıyor. Mesela askerde yemeklere şap atıldığı bi saçmalık vardır. Öyle bir şey yok ne yazık ki. Benimki askerde gayet formundaydı ya neyse… Burdanda tüm askere gidecek arkadaşlara iyi haber olsun 🙂 Bu ilacı kullanmaya başlayınca kalkmıyor. Yani onca kız vardır bilirsiniz telefonda sex diye birşey var. Malesef bu iğrenç ve çok gereksiz olan şeyi bende yaptım. Fakat antidepresan başa bela. Düşünsenize evli olduğunuzu. Sabah kalkmışsınız, eşiniz mutfakta size özel organik ürünlerle bezenmiş sofra hazırlıyor, siz ona sarılıyorsunuz tık yok. Hele tık tık hiç yok. Akşama kadar iş yoğunluğu ve çok şükür mesai bitti evime gidiyorum deyip kontağa basıyorsunuz. Eve geliyorsunuz muhteşem bir akşam yemeyi hazırlanmış bekleniyorsunuz. Gece oluyor yatak odasına gidiyorsunuz. Yine birşey yok. Antidepresan başa bela arkadaş. Yeminle boşar sizi. Birde bunun yanında uygunsuz şahlanması var. Durduk yere böyle şeylerde olabiliyor. Bir ihtimal o anda hazır kıta bekleyen hatunla birlikte olursunuz, ki bir şekilde yakalanılıyor bu durumlarda!!! Kısaca hertürlü hayatınıza giren o güzel insanı kaybedersiniz.

Herzamanda olmazki Kavak Yelleri

Herzamanda olmazki Kavak Yelleri

Başımdan geçen birşeyi anlatmak istiyorum. 4.Levent metro çıkışına yakın bir büfeye çakmak almak için girdim. Geçmişte yaşanmamışlıklar varya başımda kavak yelleri… Zaman ise herzamanki gibi benim geleceğin en büyük zenginlerinden biri olmam için
geçiyor gibime geliyordu. Geliyordu ama ben işten çok, evleneceğim kız acaba ne yapıyor gibi aptalca düşünmeyi tercih ediyordum. Ama itiraf edeyim, etraftaki değişimleri, geleceğin büyük adamı gözüyle de izliyordum. Eh, gözleme yeteneğin olacak. Olacakta çevrendeki bayanları görüp şairlik taslamayacaksın, aşık olmayacaksın. Öyle şeymi olur? Neyse konu dağıldı. Büfeden içeri girip çakmağımı alırken buralarda kontörlü telefon olup olmadığını soran bir kız vardı. Büfede telefon olmadığını öğrenince oldukça üzüldüğünü gördüm. İçimdeki yardımseverlik duyguları kabardı. Belirtmeliyim ki genellikle güzel bayanlara karşı her zaman yardımseverimdir 🙂 Kıza dönerek “benim telefonumla arama yapabilirsiniz” dedim. “Ah çok teşekkürederim” dedi. Sadece gülümsedim. Sonra oradan beraberce konuşarak çıktık. Yolda adını söyledi, Gülcan mış. Neyse biz böylece tanışmış olduk. Tam oradan ayrılacakken metronun girişinde beni durdurdu ve çakmağımı istedi. Çakmağımı ona verdim. Sigarasını yaktı. Ve ilk dumanını yukarı gökyüzüne doğru salıverdi. Tekrar sohbete başlamıştık. Kız beni çok etkilemişti. Bir içim su derler ya öyleydi. Tabii, beni çok etkilediği içinde bana öyle gelmiş olabilir. Neyse… Bu yardım severliğimin karşılığında kız bana gülümsemeye başladı. Artık çok samimi olmuştuk. Olmuştuk olmasına ama kıza da tutulmuştum. Ne yapmalıydım… Düşünüyordum ama bir türlü de karar veremiyordum. Şimdi kıza arkadaşlık teklif etsem, yardım etmemin karşılığında ondan faydalanmak istediğimi düşünebilirdi. Çok düşündüm bir karar veremedim. En sonunda ondan telefon numarasını istedim. Numarasını verdi. Eve gittiğimde yazışmaya başladık. Müzikholde çalışıyormuş. O geceden sonra birdaha cevap vermedi. Şimdi ne yapıyor bilmiyorum. Çevremde çok pişkin, yüzsüz, her şeyi çok rahat ifade edebilen biri olarak görülmeme rağmen aslında sevdiğine karşı aşkını ve duygularını ifadeden bile çekinen utangaç yapıda biri olarak sevgimi yazı ile belirtme ihtiyacı duydum.
Sana olan sevgimi hoş karşılaman dileğiyle…

Seni tanımayan biri….